AŞKIN YÜREĞİNE DÜŞTÜĞÜ AN, İNSAN KENDİNİ BİLE TANIMAZ
Aşk… İnsanın ruhuna bir gece vakti sessizce inen, önce ürperten sonra bütün benliğini ele geçiren bir mucizedir. Bir anda olur her şey. Bir bakışın kenarında başlar, bir sesin titreyişinde büyür, bir gülüşte yerleşir ve o anda anlarsın: Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Çünkü aşk, insanın içindeki en karanlık boşluğu bile bir anda aydınlığa çeviren tek ışık, tek sığınaktır.
Aşk geldiğinde, insan kendini yeniden keşfeder. Kalbin atışı değişir, nefesin başka ritimde akar, kelimeler daha derinden gelir. Birinin varlığına tutunur, yokluğunda paramparça olursun. O kadar güçlü ve o kadar kırılgandır ki aşk… Bir insanın adını duyunca içinin titrediğini, sesini duyunca tüm yorgunluğunun eridiğini anlarsın. Çünkü aşk, kalbin hafızasında saklanan en derin dualardan biridir.
Ama aşk, sadece güzellikten ibaret değildir. Aşk; insanı sınar, ezer, büyütür, olgunlaştırır. Bir kelimeyle göğe çıkarır, bir suskunlukla yere çiviler. Sevdiğin insan, küçücük bir hareketiyle seni paramparça edebilir. Fakat aşk böyledir işte: Hem yaradır hem merhem. Hem ateştir hem su. Hem yıkımdır hem yeniden diriliş.
Aşık olduğunda, dünya başka görünür. İnsanların yüzleri, sesleri, sokakların rüzgârı bile değişir. Çünkü sen artık sadece gözlerinle değil, kalbinle görüyorsundur. Bir insanın gülüşüne yüklediğin anlam, bir bakışına gizlediğin dualar, sessizce sakladığın özlemler… Hepsi seni hem yaşatır hem tüketir. Ama yine de bırakamazsın. Çünkü aşk, bırakılacak kadar basit bir duygu değildir.
Aşk; bir nefeste huzur bulmak, bir omuzda bütün yüklerini bir anda indirmek, bir kelimeyle tüm yaralarını unutmaktır. İnsanın kendini ait hissettiği en derin limandır. Fırtınalardan sonra sakinliğe dönen deniz gibi, insan da aşkta dinlenir. Bazen korkar, bazen bağlanır, bazen kaybolur ama her seferinde daha çok büyür. Çünkü aşk, insanı yeniden inşa eden tek duygudur.
Bazı insanlar vardır, onların varlığı bile dua hükmündedir. Düşünmek bile kalbine nefes olur. En karanlık anında bir “nasılsın?”ı bile sabahlara ışık olur. Çünkü aşkta küçük şeyler, insanın ruhuna çarpan en büyük mucizelerdir. Bir nefes, bir tebessüm, bir dokunuş… Hepsi ruhunu taşıyan görünmez kanatlardır.
Ve en sonunda anlarsın:
Aşk bir kez kalbe değdi mi, o kalp bir daha aynı atmaz.
Bir kez ruhuna işledi mi, o ruh bir daha eskisi olmaz.
Aşk insanın hem en büyük imtihanı hem de en büyük ödülüdür.
Yakar, savurur, toplar, büyütür… Ama sonunda mutlaka iz bırakır.
O iz, işte insanın kaderine atılmış en güzel imzadır.
ENGELLİ HAK SUNUCUSU
REHBER KOORDİNATÖR
BAĞIMSIZ YAŞAM KOÇU
MİLLİ YÜZÜCÜ
YAZAR
BİLGİSAYAR YAZILIMCISI
ŞAİR
SAKARYALI YUSUF DURDURMUŞ
