DOSTLUĞUN GERÇEK YÜZÜ
Dostluk, en çok samimiyetle anlam kazanır. Sözlerin süslü olması, niyetin temiz olduğu anlamına gelmez. Asıl belirleyici olan, insanın zor zamanda nasıl davrandığıdır. Günlük hayatın içinde dostluk adıyla kurulan birçok bağ, ilk sarsıntıda dağılır. Çünkü samimiyet yoksa, ilişki yalnızca alışkanlıktan ibaret kalır.
Engelli bireyler, samimiyeti en hızlı ayırt eden insanlardır. Çünkü hayat onlara insanların ne söylediğinden çok ne yaptığını öğretmiştir. “Yanındayım” diyenlerin, ihtiyaç kalmadığında sessizleşmesi; birlikte yüründüğü sanılan yolların bir anda yalnızlığa çıkması sık yaşanan bir durumdur. Aynı masada oturup aynı cümleleri kuranların, küçük bir talepte yüz çevirmesi insanın içini acıtır.
Bu tablo sadece engelsiz bireylerle sınırlı değildir. Engelli bireyler arasında da samimiyet sınavı yaşanır. Aynı engeli paylaşmak, her zaman aynı yüreği paylaşmak anlamına gelmez. Zor gününde destek isteyenin, destek verme zamanı geldiğinde ortadan kaybolması; dostluk kavramını içten içe yıpratır. Burada mesele engel değil, insanın duruşudur.
Engelsiz bireylerden gelen bazı yaklaşımlar ise daha incitici olabilir. Yardım eder gibi yapıp bunu bir üstünlük göstergesine dönüştüren, dostluğu vitrine koyan tutumlar samimiyeti zedeler. Birlikte çekilen bir fotoğraf, paylaşılan bir an, verilen bir söz… Hepsi yerini sessizliğe bıraktığında, geride sadece kırgınlık kalır.
Ama hayat sadece hayal kırıklıklarından ibaret değildir. Gerçek dostlukların sessiz ve derin örnekleri de vardır. Bir engelli bireyin başarısını kendi başarısı gibi sahiplenen, bunu anlatma ihtiyacı duymayan insanlar vardır. Aynı şekilde, engelsiz bir dost zor bir süreçten geçerken, hiçbir beklentiye girmeden yanında duran engelli bireyler de vardır. Bu anlar, samimiyetin kelimelerden çok davranışlarda yaşadığını gösterir.
Samimiyet; insanın olduğu gibi kalabilmesidir. Ne acındırmaya ne de yüceltmeye ihtiyaç duymadan, karşısındakini insan olarak görebilmektir. Dostluk da tam olarak burada başlar. Çıkar hesabı yapılmadan kurulan bağlar, zamanla güçlenir. Menfaat üzerine kurulan ilişkiler ise ilk rüzgârda savrulur.
Günlük yaşamda bunun örnekleri küçük ama derindir. Birlikte gülüp birlikte susabilmek, anlatmadan anlaşılabilmek, zor bir günde bahane üretmeden gelebilmek… Samimiyet, büyük cümlelerde değil; bu küçük davranışlarda saklıdır. İnsan, kendini güvende hissettiği yerde dostluk kurar.
Hayat şunu açıkça gösterir: Samimi olmayan hiçbir bağ uzun ömürlü değildir. Kalabalıklar geçicidir, gerçek dostluk ise insanın omzunda yük değil; yüreğinde güç olur. Dostluk, insanın kendisi olmaktan korkmadığı yerdir.
ENGELLİ HAKLARI SAVUNUCUSU, REHBER, KOORDİNATÖR, BAĞIMSIZ YAŞAM KOÇU, MİLLİ YÜZÜCÜ, YAZAR, BİLGİSAYAR YAZILIMCISI, ŞAİR
SAKARYALI YUSUF DURDURMUŞ
