GÖRMEK, ANLAMAK, HİSSETMEK
Bazen insan kendine şu soruyu sormalı: Yarın göremeyeceğini, duyamayacağını, yürüyemeyeceğini bilse bugün hayatı nasıl yaşardı? Gözlerini aceleyle mi harcardı, yoksa gördüğü her ayrıntıyı bir emanet gibi mi saklardı? İşte empati tam da burada başlar. Empati, başkasının hayatına bakmak değil; o hayatın içine cesaretle girebilmektir.
Toplumun en büyük yanılgısı, empatiyi acımakla karıştırmasıdır. Oysa empati yukarıdan bakmaz, yan yana durur. Bir anlığına konforunu askıya alır ve “Ben burada olsaydım ne hissederdim?” sorusunu samimiyetle sorar. Çünkü empati, hissetmeden kurulmaz.
Bir görme engelliyle empati kurmak için gözleri kapatmak yetmez. Asıl empati, sarı çizgiyi işgal etmemekte, kaldırımı park alanı sanmamaktadır. Yardım etmeden önce sormayı bilmek, yön tarif ederken “şurası” demek yerine anlamlı kelimeler seçmektir. Görme engelli bireyin dünyası karanlık değildir; karartan çoğu zaman dikkatsizliktir. Görmeyi öğrenmiş insan, bakışlarını hoyratça kullanmaz.
Bir bedensel engelliyle empati, onu güçlü ilan edip geçmek değildir. Rampası olmayan bir binaya bakıp sessiz kalmamaktır. Asansörü kilitleyen zihniyetin farkına varmaktır. Bedensel engel, çoğu zaman bedende değil; tasarımda ve bakış açısındadır. Empati, “Ben olsaydım buradan geçebilir miydim?” sorusunu sormayı gerektirir.
Bir işitme engelliyle empati, sesi yükseltmek değildir. Yüzünü çevirmeden konuşmak, dudaklarını saklamamak, altyazıyı lütuf değil hak olarak görmektir. Seslerin musikisini duyamayan biri için eşitlik, kelimelerin ulaşılabilir olmasıdır. Çünkü insanı asıl sağır eden, dışlanmışlıktır.
Otistik bir bireyle empati, onu kalıba sokmaya çalışmak değildir. Gürültünün, kalabalığın ve hızın onun için ne kadar yorucu olabileceğini anlamaktır. Geri çekildiğinde saygı duymak, farklı tepkilerini yadırgamamaktır. Empati, normalleştirmek değil; olduğu haliyle kabul etmektir.
Zihinsel engelli bireyle empati, onu yok saymak ya da çocuklaştırmak değildir. Sabırla dinlemek, kararlarına saygı göstermek ve zaman tanımaktır. Değer, hızla değil; samimiyetle ölçülür. Empati, acele edenlerin değil, durup bekleyebilenlerin erdemidir.
Duyularımız da empati ister. Yarın göremeyecekmiş gibi bakmak, birazdan duyamayacakmış gibi dinlemek, dokunma duyusu elinden alınacakmış gibi eşyaya sevgiyle temas etmektir. Çiçekleri koklamak, yediğinin tadını fark etmek, hayatı ertelememektir. Çünkü insan sahip olduğu nimetleri kaybetme ihtimaliyle değil, farkındalıkla korur.
Empati, sorumluluk getirir. Bir kaldırımın yeniden yapılmasını, bir dilin yumuşamasını, bir davranışın değişmesini ister. Konforu bozar ama vicdanı onarır. Gerçek empatiyi kuran insan, bir daha eskisi gibi davranamaz.
Toplum empatiyi öğrendiğinde engeller azalır. Çünkü empati, başkasının hayatını anlamaya çalışmaktır. Ve anlayan insan, görmeyi de yaşamayı da gerçekten öğrenir.
REHBER KOORDİNATÖR
MİLLİ YÜZÜCÜ
BAĞIMSIZ YAŞAM KOÇU
ENGELLİ HAK SAVUNUCUSU
ŞAİR
BİLGİSAYAR YAZILIMCISI
YAZAR
SAKARYALI YUSUF DURDURMUŞ
