Orucu Seninle Tutup, Bayramı Başkasıyla Yapanlar
Zaman geçtikçe insan anlıyor ki, bazı sözler yaşanmadan anlaşılmıyor.
“Orucu seninle tutup, bayramı başkasıyla yapanlardan uzak dur.”
Bu söz, aslında bir cümleden çok daha fazlası; bir ömrün özeti, bir kalbin sessiz çığlığı.
Gençken sanırsın ki herkes senin kadar içten, herkes senin kadar yürekten sever.
Birlikte yürüdüklerinle birlikte yaşlanacağını, seni anlayanların gerçekten var olduğunu düşünürsün.
Ama yıllar geçtikçe görüyorsun ki, çoğu insan orucu seninle tutar; çünkü zor zamanlarda yanında olmak, görünürlük getirir.
Ama bayram geldiğinde, kalabalığın içinde parlamak için başka sofralara giderler.
Sen o sofrada eksilen sandalyeye bakarken, aslında eksilenin bir insan değil, bir güven olduğunu fark edersin.
Bugün ilişkiler hızla kuruluyor, hızla bitiyor.
Bir “merhaba” bir “elveda”ya dönüşüyor; bir gülüş, bir umudu söndürebiliyor.
İnsanlar, sadakati unuttu; menfaat, duyguların yerini aldı.
Birçoğu “yanındayım” derken, aslında çıkarı bitene kadar seninledir.
Birçoğu “seviyorum” derken, sadece senin ışığında ısınmak ister.
Oysa sevgi, sıcaklığını kaybettiğinde bile üşümemek için sarılabilmektir.
Gerçek dost, sen düşerken sessizce elini uzatandır.
Gerçek sevgi, senden menfaat değil, huzur arayandır.
Bugün herkesin dilinde “canım”, ama yüreklerinde “çıkarım” var.
Bir mesajla kurulan bağlar, bir sessizlikle yıkılıyor.
Birçok insan, yanında durmayı değil, yanında görünmeyi seviyor.
Ve yaş ilerledikçe anlıyorsun…
Yanında kim varsa, gerçekten var mı diye sorguluyorsun.
Kim seninle oruç tutmuş, kim bayramda sırtını dönmüş, tek tek fark ediyorsun.
Birlikte yaşadığın acılar, aslında insanları değil; kimlerin gerçek, kimlerin rol yaptığını gösteriyor.
Hayat öğretiyor:
Herkes senin gibi hissetmez, herkes senin gibi sabretmez, herkes senin gibi sevmez.
Kiminle oruç tuttuğuna değil, kiminle bayram ettiğine bak.
Çünkü gerçek vefa, rahatlığın değil, zorluğun içinde belli olur.
İnsan, yanında kalanı değil; gidenin bıraktığı boşluğu ölçtüğünde büyür.
Ve sonunda anlarsın ki, bazı ayrılıklar kayıp değil, kurtuluştur.
Bazı sessizlikler kırgınlık değil, doymuşluktur.
Bazı yokluklar eksilmek değil, hafiflemektir.
O yüzden kalbini, her “ben varım” diyene değil, gerçekten var olanlara aç.
Çünkü sadakat, gösterişin değil; gönlün meselesidir. Engelli hak savunucusu, rehber koordinatör, bağımsız yaşam koçu, milli yüzücü, yazar, şair, bilgisayar yazılımcısı
SAKARYALI YUSUF DURDURMUŞ
