
ÇOCUĞUNUZA DÜNYAYI GÖSTERMEYİ DEĞİL, İNSANLARI GÖRMEYİ ÖĞRETİN
Çocuklarımız iyi not alsın, başarılı olsun, güzel bir meslek sahibi olsun diye uğraşıyoruz. Peki onlara insan olmanın ne demek olduğunu yeterince anlatıyor muyuz?
Parkta, okulda, apartmanda, mahallede veya yolda yürürken engelli bir çocuk ya da birey gördüğünde çocuğuna ilk söylemen gereken şey, “Bakma, ayıp olur.” değil; “O da bizim gibi bir insan, farklılığına saygı duy.” olmalıdır.
Bir çocuğun tekerlekli sandalye kullanması, beyaz bastonla yürümesi, işaret diliyle konuşması, farklı hareket etmesi veya farklı görünmesi onun eksik olduğunu göstermez. Sadece hayatı yaşama biçiminin farklı olduğunu gösterir.
Çocuklarımızın merak etmesi suç değildir; asıl mesele, meraklarını nasıl yönlendirdiğimizdir. “Neden böyle?” diye soran çocuğa susturmak yerine anlatmayı seçersek, merakı zamanla empatiye dönüşür.
Çünkü çocuk bilmediğinden korkabilir, anlamadığını yadırgayabilir. Ama doğruyu öğrenen çocuk, farklı olana bakarken küçümsemeyi değil, anlamayı öğrenir.
Bugün çocuklarımızın elinde telefon var, önlerinde ekranlar var; fakat bazen yanı başındaki insanın yüzündeki hüznü göremiyorlar. Sosyal medya büyüdükçe gerçek hayatın sesini, dokunuşunu, acısını ve insan sıcaklığını unutmamaları gerekiyor.
Bir çocuğun ekran başında saatlerce geçirdiği zamanı değil, gerçek hayatta bir insanın kalbine dokunmayı öğrenip öğrenmediğini de sorgulamalıyız.
Apartmanda engelli bir komşunuz varsa çocuğunuza onu tanımayı öğretin. Okulda engelli bir öğrenci varsa dışlamak yerine arkadaş olmayı öğretin. Parkta engelli bir çocuk görürse bakıp gülmeyi değil, oyununa saygı göstermeyi öğretin. Yolda beyaz bastonuyla yürüyen birini görürse yolunu kapatmamayı, gerektiğinde nasıl yardımcı olacağını sormayı öğretin.
Çünkü engelli bir çocuğun en büyük ihtiyacı acınmak değil; diğer çocuklar gibi kabul edilmek, arkadaş edinmek, oyun oynamak ve kendisi olarak yaşayabilmektir.
Unutmayın; bir çocuğun kalbine küçücük bir alay cümlesi bırakırsanız, o cümle yıllarca içinde büyüyebilir. Bazı yaralar görünmez. Ne kanar ne de pansumanla kapanır. Ama insanın kendisine olan güvenini sessizce tüketebilir.
Bir anne, çocuğunun eve gelip “Bugün benimle dalga geçtiler.” demesini duyduğunda, dünyanın en ağır cümlelerinden biriyle karşılaşabilir. Çünkü bazen bir çocuğun gözyaşının arkasında, başka bir çocuğa öğretilmemiş empati vardır.
Bu nedenle çocuklarımızı yalnızca sınavlara değil, hayata da hazırlayalım. Başarıyı öğretirken merhameti, özgüveni öğretirken saygıyı, gücü öğretirken vicdanı da öğretelim.
Çünkü yarının dünyasını bugünün çocukları kuracak. Onlara sadece nasıl kazanacaklarını öğretirsek rekabet eden insanlar yetiştiririz; nasıl insan olunacağını öğretirsek birbirinin yarasını sarabilen insanlar yetiştiririz.
Çocuğunuza engelli bir insan gördüğünde gözlerini kaçırmayı değil, insanı görmeyi öğretin.
Çünkü gerçek eğitim; farklı olana gülmemek, güçsüz gördüğünü ezmemek, yardım isteyenin elini tutmak ve kendinden olmayanı da insan yerine koyabilmektir.
Çocuklarınıza iyi bir gelecek bırakmak istiyorsanız, önce iyi insanlar yetiştirin. Çünkü bir çocuğun aldığı en büyük eğitim, bazen okulda değil; anne babasının hayata, insana ve farklı olana nasıl baktığında saklıdır.
ENGELLİ HAK SAVUNUCUSU REHBER KOORDİNATÖR BAĞIMSIZ YAŞAM KOÇU MİLLİ YÜZÜCÜ YAZAR BİLGİSAYAR YAZILIMCISI ŞAİR SAKARYALI YUSUF DURDURMUŞ
#EngelliHakları #EngelsizYaşam #Empati #AkranZorbalığı #ÇocukEğitimi #FarklılıklaraSaygı #Merhamet #Eşitlik #EngelliÇocuklar #ToplumsalFarkındalık #İnsanlık Eylemler var