Evlat yetiştirmek

Evlat yetiştirmek

EVLAT YETİŞTİRMEK: UNUTTUĞUMUZ ASIRLIK SORU

Babanın biri almış çoluğunu çocuğunu, düşmüş yollara memleketine gitmiş. Oğlanı da yanına katıp babasının mezarına götürmüş; elinden geldiğince dua okumuş, içini dökmüş. Dönüşte çocuğa dönüp demiş ki:

“Bak oğlum… Bugün dedenin mezarına geldim, bildiğim duaları okudum. Gün gelir, ben de toprağa gireceğim. Sen benim mezarıma geldiğinde ne okuyacaksın?”

Çocuk, sanki dünyanın en normal cevabını veriyormuş gibi, “Gazete okuyacam baba.” demiş.

Babası şaşkın:
“Bu da nereden çıktı oğlum?”

Çocuğun cevabı ise hem günümüzün aynası hem de tokat gibi:
“Baba, dedem sana neyi öğrettiyse sen onu okudun. Ben de senin elinde bugüne kadar hep gazete gördüm. Gelir, sana bol bol haberleri okurum.”

Mesele işte bu kadar açık, bu kadar iç acıtan, bu kadar gerçek…

Biz yıllardır çocuklarımızın karnesine, sınav sonucuna, aldığı puana odaklandık. Ama iş kişilik olunca, karakter olunca, edep olunca, adamlık olunca nedense aynı itinayı göstermedik. “Başarılı olsun da nasıl olursa olsun” diye diye çocuklarımızı notlara hapsettik ama gönüllerini boş bıraktık.

Ahlakı konuşmadık. Saygıyı öğretmedik.
Merhameti, nezaketi, edebi unuttuk, çocuklar da unuttu.

Biz kitap yerine telefona gömüldük; çocuk da aynısını yaptı.
Biz Kur’an’ı rafta bıraktık; çocuk da bıraktı.
Biz örnek olamadık; çocuk da örnek alacak bir şey bulamadı.

Bugün şikâyet ettiğimiz davranışların çoğu, aslında bizim gölgemiz.
Ne ekersek, onu biçiyoruz.
Ne gösterirsek, o kazınıyor hafızaya.
Ne yaşıyorsak, onu bırakıyoruz evlada miras diye.

Unutmayalım; bir çocuğun kalbine ekilmeyen hiçbir değer, hayatında yeşermez.
Ve gerçek şudur: Başarı sınav kâğıdında değil, evladın adamlığında başlar.

Rabbim bizleri; Kur’an’ı okuyan, anlayan, anladığıyla yaşayan ve evlatlarına haliyle, duruşuyla, örnekliğiyle yol gösteren kullarından eylesin.

rehber koordinatör bağımsız yaşam koçu milli yüzücü engelli hak savunucusu şair bilgisayar yazılımcısı yazar SAKARYALI YUSUF DURDURMUŞ