Bazı İnsanlar Gözleriyle Görür, Bazılarıysa Kalbiyle Dokunur
Hayat, insana bazen kolay yollar sunar, bazen de ağır imtihanlar… Kiminin yükü gözle görünür, kimininki sessizce yüreğinde taşınır. Engelli olmak da bu hayatın en derin sınavlarından biridir. Kimse bir sabah kalkıp “Ben engelli olayım” diye bir seçim yapmaz. Nasıl ki insan doğacağı aileyi, yaşayacağı kaderi seçemiyorsa; sağlık da, hastalık da Rabbimizin takdiridir. Önemli olan ise insanın başına gelenle nasıl mücadele ettiği, nasıl sabrettiği ve nasıl bir insan olarak kalabildiğidir.
Bugün sokakta yürürken bastonuyla yolunu bulmaya çalışan bir görme engelliye, tekerlekli sandalyesiyle hayata yetişmeye çalışan bir kardeşimize ya da konuşmakta zorlanan bir evlada denk geldiğimizde çoğu zaman sadece birkaç saniyelik bir bakış atıp geçiyoruz. Oysa kim bilir, belki de o insan yıllardır görünmeyen savaşlar veriyor. Belki bir gece boyunca kimseye belli etmeden ağladı, sabah ise güçlü görünmek için gülümsedi. Çünkü bazı insanlar acısını sessiz yaşar.
Engelli bireyler çoğu zaman insanların sandığı gibi lüks yardımlar, pahalı hediyeler ya da gösterişli destekler beklemiyor. İnanın bazen içten söylenmiş “Nasılsın kardeşim?” sözü bile bir insanın yüreğine umut oluyor. Samimiyetin yerini hiçbir maddi şey dolduramıyor. Çünkü insanı ayakta tutan biraz da anlaşılabilmektir.
Bir gün yaşlı bir amca, otobüste beyaz baston taşıyan bir gence sessizce yer vermişti. Genç teşekkür ederken amca şu cümleyi söyledi:
“Evladım, ben sana yer vermedim. Belki bir gün benim evladım da senin gibi olur diye vicdanıma yer açtım.”
İşte mesele tam da budur… İnsan, yarın neyle sınanacağını bilmeden yaşar. Bugün dimdik yürüyen biri yarın yatağa mahkûm olabilir. Bugün gören gözler, yarın karanlığa uyanabilir. Hayatın garantisi yoktur. Bu yüzden kibir değil merhamet, küçümsemek değil empati gerekir.
Engelli genç kardeşlerime de şunu yürekten söylemek isterim:
Kimsenin sizi eksik hissettirmesine izin vermeyin. Bazen insanlar “Sen yapamazsın” der. Çünkü onlar sizin azminizi değil, sadece engelinizi görür. Oysa insan isterse aşamayacağı duvar çok azdır. Belki yolunuz zor olacak, belki daha fazla yorulacaksınız ama unutmayın; en sağlam insanlar çoğu zaman en ağır sınavlardan geçenlerdir.
Hayat üzülerek tüketilecek kadar uzun değildir değerli dostlarım. İnsan bazen düşer, bazen yorulur, bazen kırılır… Ama yeter ki umudunu kaybetmesin. Çünkü Allah, taşıyamayacağı yükü kuluna vermez. Sabreden insanın iç dünyasında zamanla bambaşka bir güç oluşur. O güç, insanı yeniden ayağa kaldırır.
Toplum olarak en büyük eksiğimiz biraz daha vicdanlı bakabilmektir. Görme engelli birinin koluna girerken bile onu çekiştirmek yerine “Yardım ister misiniz?” diye sormayı öğrenmeliyiz. Çünkü yardım etmek kadar, yardım ederken insanın onurunu korumak da önemlidir. Acıyarak değil anlayarak yaklaşmak gerekir.
Asıl engel; görmeyen gözler değil, görmezden gelen kalplerdir.
Asıl engel; yürüyemeyen ayaklar değil, vicdana yürümeyen insanlardır.
Asıl eksiklik; bedende değil, merhametsiz ruhlardadır.
Rabbim kimseyi sağlıkla, evladıyla, yoklukla ve çaresizlikle sınamasın. Engelli kardeşlerimize güç, ailelerine sabır, insanlığa da vicdan nasip etsin. Çünkü dünya; birbirini anlayan insanların sayesinde yaşanabilir bir yer olur.
REHBER KOORDİNATÖR
BAĞIMSIZ YAŞAM KOÇU
MİLLİ YÜZÜCÜ
ENGELLİ HAK SAVUNUCUSU
YAZAR
BİLGİSAYAR YAZILIMCISI
ŞAİR
SAKARYALI YUSUF DURDURMUŞ
#EngelleriKalpteAşmak
#VicdanınSesi
#Empatiİnsanlıktır
#EngelliHakları
#BirGülüşBirUmut
#HayataTutunanlar
#SakaryalıYusufDurdurmuş
