Ruhun Okyanusu Engelli Bireyler ve Aileleri İçin İçsel Sükunet Rehberi

Ruhun Okyanusu Engelli Bireyler ve Aileleri İçin İçsel Sükunet Rehberi

Ruhun Okyanusu: Engelli Bireyler ve Aileleri İçin İçsel Sükunet Rehberi

Hiç durup düşündünüz mü, neden deniz kenarında oturduğunuzda kalbiniz hafifler, zihniniz dinginleşir? Ya da neden yağmurun ritmik sesi, adeta bir ninni gibi ruhunuza dokunur? Bir görme engelli için sokakta yalnız yürümek, bir işitme engelli için sessizliğin içinde kaybolmuşluğu, bir bedensel engelli için erişim engelleriyle karşılaşmak… Hepsi, ruhumuzun derinliklerinde fırtınalar yaratır.

Biz, yürüyen denizleriz. Her birimiz; engelli bireyler, aileleri, çevresindeki insanlar… Bedenimizin ve ruhumuzun büyük bir kısmı sudan oluşur. Duygularımız, düşüncelerimiz, korkularımız ve umutlarımız birer dalga gibi içimizde akar. Su sadece susuzluğumuzu gidermekle kalmaz; su dinler, hatırlar, yansıtır. Biz de, sözlerimizle ve düşüncelerimizle kendi iç okyanusumuzu şekillendiririz.

Bir görme engelli çocuk, braille kitaplarla dünyayı keşfederken kalbiyle renkleri hisseder. İşitme engelli bir genç, sessizliğin dilini elleriyle konuşur, gözyaşlarıyla sevgiyi ifade eder. Bedensel engelli bir birey, tekerlekli sandalyeyle girdiği bir mekânda merdiven engeliyle karşılaştığında sadece bedeni değil ruhu da zorlanır. Ve aileler… Çocuğunun düşüşünü izleyen bir annenin kaygısı, gecesini gündüzüne katan bir babanın sabrı, engellinin içindeki dalgaları durulatan şefkatli bir liman olur.

Peki siz gün boyu kendi okyanusunuza ne fısıldıyorsunuz? “Yine başaramadın.” “Yetersizsin.” “Kimse seni anlamıyor.” Bu sözler, sadece kelime değil; ruhunuzu bulanıklaştıran, enerjinizi çalan dalgalardır. Sonra da “Neden yorgunum? Neden mutsuzum?” diye sorarsınız. Cevap aslında kendi kendinize ettiğiniz acımasız dualarda gizlidir.

İçinizdeki suları temizleme zamanı geldi. Dış dünya zaten yeterince karmaşık; kendi kıyılarınızı temiz tutun.

Bir bardak su alın. İçmeden önce ona bakın ve şefkatle söyleyin:
“Teşekkür ederim. Sen şifasın. Sen sevgisin. Ve ben seni hak ediyorum.”

O suyu için ve hissedin. Her hücreniz, her damlanız sevgiyle dolsun. Bu basit ritüel, ruhunuza bir nefes, bedeninize bir şifa olur. Kendinize hata yaptığınızda, düştüğünüzde, öfkelendiğinizde zalim bir gardiyan gibi değil, şefkatli bir anne gibi yaklaşın:
“Tamam. Olsun. Bu da geçer. Ben değerliyim.”

Görme engelli bir birey için hayatın renklerini kalbiyle görmek, işitme engelli için sessizliğin dilini anlamak, bedensel engelli için özgürlüğün yolunu bulmak… Her adım bir mücadele ama aynı zamanda bir farkındalık. Ailelerin sabrı, sevgisi ve anlayışı, engelli bireyin içindeki dalgaları durultan en güçlü güçtür.

Psikolojik olarak da şunu unutmayın: Ruhunuzu besleyen su, siz kendinize şefkat gösterdiğinizde berraklaşır. İçinizdeki dalgalar sakinleşir, kaygılar azalır, umut ve huzur kendiliğinden yükselir. Siz kendinize nazik oldukça, bedeniniz ve ruhunuz bir uyum içinde dans eder.

Unutmayın… Siz bir damla değilsiniz. Her damlanın içinde bir okyanus var. Engelli bireyler, aileleri ve çevresiyle birlikte yürüdüğümüz bu yaşamda, içimizdeki suları kirletmeyelim. Kendi ruhumuza, değerimize ve sevgiye sahip çıkalım. Ancak o zaman gerçek huzuru, gerçek özgürlüğü ve içsel gücü hissedebiliriz.

Sevgiyle ve şifayla…

REHBER MİLLİ YÜZÜCÜ KOORDİNATÖR ENGELLİ HAK SAVUNUCUSU BAĞIMSIZ YAŞAM KOÇU ŞAİR BİLGİSAYAR YAZILIMCISI YAZAR SAKARYALI YUSUF DURDURMUŞ