DURUŞUN HESABI
Bak şimdi… Mesele engelli olmak değil, mesele adam gibi durabilmek. Eskiden duruşu olanın sözü yere düşmezdi. Kim nerede durduğunu bilirdi, kim neyi savunduğunu gizlemezdi. Şimdi tablo başka. Bugün, engelli haklarını savunması gereken bazı yapılar ve kişiler, hak aramak yerine idare etmeyi tercih ediyor. Sağa sola bakıyorlar, rüzgâr nereden eserse oraya dönüyorlar. Buna mücadele denmez, buna oyalanmak denir.
Engelli hakları; proje dosyasında süslü başlıklar atmakla, iki fotoğraf paylaşıp “farkındalık yaptık” demekle savunulmaz. Erişilebilir olmayan binada toplantı yapıp eşitlikten bahsetmek samimiyet değildir. Engelli istihdamı yokken başarı hikâyesi anlatmak, sorunu çözmez; sadece üzerini örter. Karar masasında engelli birey yokken onlar adına konuşmak ise temsil değil, tasarruftur.
Yanlış, yanlış olduğu için eleştirilir; kimin yaptığına bakılmaz. Ama bugün tam da bu noktada bir kıvırma hâli var. “Şimdi sırası değil”, “ilişkiler bozulmasın”, “masada kalalım” gibi cümlelerle hak ihlalleri geçiştiriliyor. Oysa açık konuşalım: Hak mücadelesi kimseyi rahatsız etmiyorsa, orada mücadele yoktur. Suskunluk denge değildir, suskunluk vazgeçiştir.
Doğru olan nettir. Engelli birey merhamet istemez, eşitlik ister. Yardım kolisi değil, erişilebilir kaldırım ister. Alkış değil, bağımsız yaşam ister. Ulaşımda başkasına muhtaç olmadan yol alabilmek, eğitimde lütuf değil hak görmek, iş hayatında vitrin değil gerçek yer bulmak ister. Bunları konuşmak zor gelir bazılarına; çünkü çözüm, bedel ister.
Sivri dil, hakaret değildir. Sivri dil; gerçeği eğmeden bükmeden söylemektir. Yanlış yapan kuruma yanlış demek, susan yapıya suskunluğunu hatırlatmak, temsil yetkisini kişisel konfora çevireni işaret etmek zor ama gereklidir. Eleştiri yoksa gelişme olmaz. Hesap sorulmazsa hak korunmaz.
Çözüm mü? O da belli. Hak savunuculuğu şeffaf olacak, net olacak, omurgalı olacak. Engelli bireyler karar süreçlerinde fotoğraf için değil, söz için bulunacak. Projeler vitrin için değil, hayatı kolaylaştırmak için üretilecek. Bugün doğru denene yarın başka türlü konuşulmayacak. Tutarlılık, bu işin namusudur.
Sonuçta şunu kabul edelim: Engelli hakları, sağa sola oynayanların omuzlarında yükselmez. Bu yük, bedel ödemeyi göze alanların omzunda taşınır. Yanlışı yanlış, doğruyu doğru diyemeyenlerin bu alanda kalıcı bir karşılığı olmaz. Bu devirde en pahalı şey duruştur; çünkü en az bulunan da odur.
ENGELLİ HAK SAVUNUCUSU
REHBER KOORDİNATÖR
BAĞIMSIZ YAŞAM KOÇU
MİLLİ YÜZÜCÜ
YAZAR
BİLGİSAYAR YAZILIMCISI
ŞAİR
SAKARYALI YUSUF DURDURMUŞ
