Engelli bireyin seyahat hakkı kutsaldır

Engelli bireyin seyahat hakkı kutsaldır

ENGELLİ BİREYİN SEYAHAT HAKKI KUTSALDIR: “BEN SENİ ALMAM” DİYEN HER ŞOFÖR, SUÇ İŞLİYOR VE HESAP VERECEKTİR Bu ülkenin caddelerinde, sokaklarında, duraklarında, istasyonlarında hâlâ bir engelli bireyin önüne “Ben seni alamam” diyerek set çeken bir şoför varsa; orada hem insanlık hem hukuk kaybetmiş demektir. Çünkü engelli bireylerin şehir içi ulaşım hakkı tartışmaya kapalı, değiştirilemez, devredilemez bir insanlık hakkıdır. Bu hak; anayasa, yasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altındadır.
Hiçbir şoför, hiçbir araç sahibi, hiçbir işletme bu hakkı keyfine göre çiğneyemez. Çünkü bu hak bir merhamet değil, bir zorunluluktur. Engelli bireylerin şehir içi ulaşım araçlarına erişimi, 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun’un açık hükümleriyle korunmaktadır. Kanun, tüm kamuya açık ulaşım araçlarının — ister belediyeye ister özel kişilere ait olsun — erişilebilir ve ayrımcılıktan uzak hizmet sunma yükümlülüğünü açıkça belirtmiştir.
Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen her işletme, her sürücü, kanun önünde suç işlemiş sayılır. Bir minibüs, otobüs, metro, tramvay ya da deniz aracı; engelli bir vatandaşı almıyorsa, o an yalnızca bir yolcu değil, devletin tanıdığı bir hakkı reddediyor demektir.

Şoförler artık şunu çok iyi bilmelidir: Engelli bireyi taşımamak, sadece vicdansızlık değil, aynı zamanda idari ve cezai yaptırıma tabi bir eylemdir. Erişilebilirlik yükümlülüklerini yerine getirmeyen ya da engelli bireyin ulaşımını kasıtlı olarak engelleyen kişi veya işletmelere; belediyeler, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) tarafından yaptırımlar uygulanır.
Bu yaptırımlar arasında; • İdari para cezaları (güncel mevzuata göre 200 bin TL’ye kadar),
• Ruhsatın geçici veya kalıcı iptali, • Belediye hat izinlerinin askıya alınması, • Kamu ihalelerinden men edilme, • Ve TİHEK nezdinde ayrımcılık kararı verilmesiyle birlikte kamuya açık bir uyarı kaydı oluşturulması yer alır. Bu cezalar sadece bir kağıt üzerindeki tehdit değildir. Bugün birçok belediye, engelli vatandaşlardan gelen şikayetler sonucu bazı sürücülerin çalışma izinlerini iptal etmiş, araçlarını hatlardan men etmiştir.
Çünkü artık bu ülke engellisine sırt çeviren bir anlayışı asla affetmeyecektir. Engelli birey ister görme engelli, ister bedensel, ister işitme ya da zihinsel engelli olsun; tek başına da, refakatçisiyle de seyahat edebilir.
Hiç kimse bu hakkı sorgulayamaz, kısıtlayamaz, erteleyemez.
Bir şoförün görevi yolcu seçmek değil, hizmet sunmaktır. Direksiyon başındaki kişi, insan taşıdığını unuttuğu an, mesleğinin onurunu kaybeder.
Bir minibüs ya da otobüs engelli bireyi reddettiğinde, aslında içinde insanlık kalmamıştır.

Ancak bu noktada engelli bireylerin de üzerine düşen görevler vardır. Hak, sadece talep edilmekle değil; korunmakla, savunulmakla anlam kazanır.
Her engelli birey, karşılaştığı ayrımcı tutumu vakit kaybetmeden belediyelere ve ilgili kurumlara şikayet etmelidir. Belediyelerin Ulaşım Daire Başkanlıkları , Zabıta Müdürlükleri , Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlükleri ve TİHEK bu konuda yetkili mercilerdir.
Şikayet dilekçesinde aracın plaka numarası, tarih, saat, güzergah ve olayın kısa özeti yer almalıdır.
Bu başvurular sayesinde, hem hukuki süreç başlatılır hem de diğer engelli bireyler için farkındalık ve caydırıcılık oluşturulur.
Engelli birey sessiz kaldıkça, vicdansızlar daha da cesaret bulur.
Bu yüzden her engelli vatandaş, bu hakkın en büyük koruyucusu ve takipçisi olmalıdır.

Belediyeler de bu konuda sorumluluktan kaçamaz.
Eğer bir belediyenin denetim alanında engelliler araçlardan geri çevriliyorsa, o belediye de görevini yapmıyor demektir.
Her belediye, toplu taşıma araçlarını denetlemek, şoförlere engelli farkındalığı eğitimi vermek, engelli rampalarını aktif halde tutmak ve ihlalleri kamuya duyurmak zorundadır.
Bir şehir, engellisini taşıyamıyorsa, o şehir gelişmiş değildir.
Bir devlet, engellisinin özgürce seyahat etmesini sağlayamıyorsa, o devlet adaletle yönetilmiyordur.

Bu metin bir çağrıdır.
Bir uyarı değil, bir uyanıştır. Artık bu ülkede hiçbir şoför “ben seni alamam” diyemeyecek.
Artık hiçbir engelli birey, bir aracın kapısında beklemeyecek.
Çünkü o kapılar; engelli bireylerin değil, insanlığın yüzüne kapanmıştır. Ve insanlık, o kapıyı bir daha kapattırmayacaktır.

Engelli bireyler bu ülkenin sessiz gücüdür, kalbidir, vicdanıdır.
Onların önüne engel koyan herkes bilsin ki; hem toplumun vicdanında hem de yasanın hükmünde mahkumdur. O araçlara binmek, onların değil, hepimizin ortak insanlık hakkıdır.
Engelli bireyi taşıyan her araç, sadece bir insanı değil, onuru ve adaleti taşır. ENGELLİ HAK SAVUNUCUSU – REHBER – MİLLİ YÜZÜCÜ – KOORDİNATÖR – ŞAİR – BAĞIMSIZ YAŞAM KOÇU – YAZAR – BİLGİSAYAR YAZILIMCISI
SAKARYALI YUSUF DURDURMUŞ