Bir İstanbul sabahıydı…

Bir İstanbul sabahıydı…

Bir İstanbul sabahıydı…

Boğaz’ın üzerinde ince bir sis tabakası dolaşıyor, güneş apartmanların arasından utangaç bir misafir gibi kendini göstermeye çalışıyordu. Martıların sesleri vapur düdüklerine karışıyor, insanlar işe yetişme telaşıyla iskeleye doğru akıyordu.

Görme engelli genç adam, beyaz bastonunu ritmik hareketlerle kaldırıma vururken vapura doğru ilerliyordu. Görmüyordu ama şehrin seslerini, kokularını ve ruhunu hissedebiliyordu. Deniz kokusunu, simit tezgâhlarından yükselen sıcaklığı, insanların adımlarındaki aceleyi…

Tam turnikelerin önüne geldiğinde bir parfüm kokusu çarptı burnuna.

Bir anda durdu.

Bu koku yabancı değildi.

Aylar geçse de unutulabilecek bir koku değildi.

Karşısında, yaklaşık iki ay önce ayrıldığı kadın vardı.

Kadın onu görünce şaşırdı.

Sessiz bir “Merhaba” ile başlayan konuşma, vapurun güvertesine kadar uzandı.

Adam, “Hava o kadar da soğuk değil. Dışarıda oturalım mı?” diye sordu.

Kadın, kısa bir sessizliğin ardından, “Olur.” dedi.

Vapur hareket ederken ikisi de yan yana oturuyordu.

Bir zamanlar saatlerce konuşan iki insan, şimdi cümle seçerek konuşuyordu.

Hayat, bazen yabancıları dost yaparken; bazen de birbirini çok seven insanları yabancılaştırıyordu.

Bir süre havadan sudan konuştular.

Sonra adam derin bir nefes aldı.

“Sana anlatmak istediğim bir şey var.”

Kadın sessizce dinlemeye başladı.

“Biliyor musun? Ayrıldıktan sonra seni sigaraya benzettim.”

Kadın şaşırdı.

“Nasıl yani?”

Adam başını hafifçe eğdi.

“Bir sigara yakıyordum. Dumanını izleyemiyordum ama hissediyordum. Her nefeste biraz daha seni içime çekiyormuşum gibi geliyordu. Küller döküldükçe anılarımız düşüyordu aklıma. Bazen geçmişi bırakmak istiyordum ama elim gitmiyordu. Çünkü insan bazı şeylerin kendisine zarar verdiğini bilse de vazgeçemiyor.”

Kadın gözlerini denize çevirdi.

Adam konuşmaya devam etti.

“Sonra fark ettim ki ben seni değil, sende bıraktığım hayalleri özlüyormuşum. Senin sesini, birlikte yürüdüğümüz sokakları, koluma girip kalabalığın içinde bana yol oluşunu… İnsanların görerek fark edemediği birçok şeyi ben hissederek sevdim.”

Kadının gözleri doldu.

Çünkü adamın bilmediği bir gerçek vardı.

Kadın da onu unutamamıştı.

Onun beyaz bastonuyla verdiği mücadeleyi, hayat karşısındaki dimdik duruşunu, hiçbir zaman yardım dilenmeden yaşamayı seçmesini hayranlıkla izlemişti.

Ama bazı ayrılıklar sevgisizlikten değil, hayatın karmaşasından doğuyordu.

Ve bazen en büyük fedakârlık, sevdiğin insanın yanında kalmak değil; ondan uzak durabilmekti.

Kadın derin bir nefes aldı.

“Yaşadıklarımız güzeldi. Ama bazı hikâyeler mutlu sonla bitmese de güzeldir.”

Adam hafifçe gülümsedi.

Belki de ilk kez gerçekten anlıyordu.

Bazı insanlar hayatımıza kalmak için değil, iz bırakmak için giriyordu.

Vapur iskeleye yanaştığında ikisi de ayağa kalktı.

Kalabalığın arasında birkaç adım yürüdüler.

Sonra kadın durdu.

Adamın karşısına geçti.

Ona sarıldı.

Bu sarılış bir özlemin, bir teşekkürün ve yarım kalmış bir sevdanın vedasıydı.

“Hoşça kal.”

Adam cevap vermedi.

Çünkü boğazına düğümlenen duygular, kelimelerden daha ağırdı.

Kadın uzaklaştı.

Kalabalığın içinde kayboldu.

Adam ise beyaz bastonunu biraz daha sıkı tuttu.

Bu kez arkasından gitmedi.

Bu kez dönüp bakmadı.

Çünkü bazı insanlar giderken geride acı bırakır.

Bazıları ise ders.

Akşam saatlerinde kadının telefonuna bir mesaj düştü.

Mesaj kısa ama çok derindi:

“Ben hayatım boyunca göremediğim şeyleri hayal ederek yaşadım. Ama seni hiç hayal etmedim. Seni kalbimle gördüm.”

Birkaç dakika sonra ikinci mesaj geldi:

“Bugün anladım ki bazı sevgiler kavuşmak için değil, insanı olgunlaştırmak için var.”

Kadın gözyaşlarını tutamadı.

Tam telefonu kapatacakken son mesaj geldi:

“Bugün sadece sigarayı bırakmadım. Geçmişe tutunmayı da bıraktım. Çünkü gerçek sevgi, birini kendine bağlamak değil; ona rağmen güzel hatırlayabilmektir.”

O an ikisi de farklı yerlerdeydi.

Ama aynı gerçeği hissediyorlardı.

Bazı aşklar bitmez…

Sadece sessizleşir.

Ve bazı insanlar hayatınızdan çıksa bile kalbinizin en güzel köşesinde yaşamaya devam eder.

ENGELLİ HAK SAVUNUCUSU • REHBER KOORDİNATÖR • BAĞIMSIZ YAŞAM KOÇU • MİLLİ YÜZÜCÜ • YAZAR • BİLGİSAYAR YAZILIMCISI • ŞAİR

SAKARYALI YUSUF DURDURMUŞ

#AşkınSessizHali
#GörmeEngelliBirHayat
#BeyazBastonunİzinde
#KalptenGörenler
#İstanbulHikâyeleri
#YarımKalanSevdalar
#DuygularaDokun
#GerçekSevgiNedir
#HayataDair
#KalbeİşleyenSözler
#Unutulmayanlar
#KeşfetTürkiye
#EngelsizYaşam
#VapurdaBirVeda
#KalbinGördüğüYer
#SakaryalıYusufDurdurmuş