GÖRME ENGELLİ BİREYLER İÇİN BAĞIMSIZLIK: HAYATIN ANAHTARINI ELİNE ALMAK

GÖRME ENGELLİ BİREYLER İÇİN BAĞIMSIZLIK: HAYATIN ANAHTARINI ELİNE ALMAK

GÖRME ENGELLİ BİREYLER İÇİN BAĞIMSIZLIK: HAYATIN ANAHTARINI ELİNE ALMAK

Sabah güneş doğarken bir evin kapısı açılıyor. İnsanlar işe yetişme telaşıyla yollara düşüyor, öğrenciler okullarına gidiyor, kimi sevdiğiyle buluşmaya hazırlanıyor, kimi alışveriş yapmak için markete uğruyor. Hayat, milyonlarca insan için olağan akışında devam ediyor.

Fakat bazı insanlar için dış kapının eşiği yalnızca bir kapı değildir.

Bazen görünmeyen bir duvardır.

Bazen yıllardır aşılmayı bekleyen bir korkudur.

Bazen de insanın içinde sessizce büyüyen bir yalnızlıktır.

Görme engelli bireyler için bağımsız hareket yalnızca yürümek değildir. Bağımsız hareket; özgürlüğün, özgüvenin, saygınlığın ve insan onurunun en güçlü temsilidir.

Çünkü bir insanın hayatı boyunca yaşayabileceği en ağır yüklerden biri, sürekli başkalarına bağımlı olmak zorunda kalmasıdır.

Düşünün…

Okula gitmek istiyorsunuz ama sizi götürecek birini bekliyorsunuz.

Markete gitmek istiyorsunuz ama yanınıza eşlik edecek birini arıyorsunuz.
Doktora gitmeniz gerekiyor ama müsait olacak bir akrabanın saatine göre hareket ediyorsunuz.

Sevdiğiniz insanla buluşmak istiyorsunuz ama tek başınıza gidemediğiniz için planlarınız iptal oluyor.

İşte bağımsızlığını kazanamamış birçok görme engelli bireyin yaşadığı görünmez yorgunluk tam da burada başlıyor.

Zamanla insan, kendi hayatının sahibi gibi değil de başkalarının programına göre yaşayan bir yolcu gibi hissetmeye başlıyor.

Bir yere gitmek için izin almak…

Bir iş yapmak için yardım istemek…

Bir adım atabilmek için bir başkasını beklemek…

İnsan ruhunda derin izler bırakıyor.

Çünkü bağımlılık yalnızca bedeni yormuyor; umutları, cesareti ve özgüveni de yavaş yavaş tüketiyor.

Bazı görme engelli bireyler yıllarca aynı mahallede yaşamalarına rağmen tek başlarına bakkala gidemiyor.

Bazıları üniversiteyi kazanıyor ama kampüste özgürce hareket edemediği için hayalini yaşayamıyor.

Bazıları çok başarılı olabilecekleri iş fırsatlarını sırf ulaşım korkusu nedeniyle değerlendiremiyor.

Bazıları ise yalnızca bir kafede dostlarıyla oturabilmek için bile sürekli birilerine ihtiyaç duyuyor.

Oysa hayat bekleyerek yaşanacak kadar uzun değildir.

Bağımsızlığını kazanan bir görme engelli bireyin hayatı ise bambaşka bir hikâyeye dönüşür.

Sabah evden çıkar.

Otobüse biner.

İşine gider.

Üniversitesindeki dersine yetişir.

Market alışverişini yapar.

Bankadaki işlemlerini takip eder.

Eczaneden ilacını alır.

Sevdiği insanla buluşur.

Sahilde yürür.

Denizin sesini dinler.

Kumsalda dostlarıyla kahkahalar atar.

Ve bütün bunları yaparken kendisini eksik değil, hayatın tam içinde hisseder.

Çünkü bağımsız hareket yalnızca bir beceri değildir.

Bağımsız hareket, insanın kendi hayatına sahip çıkabilmesidir.

Mahalledeki fırından sıcak ekmek almak…

Market rafları arasında dolaşmak…

Kalabalık bir caddede yönünü bulmak…

Üniversite kampüsünde dersliğini aramak…

Bir kafede tek başına oturup kahvesini yudumlamak…

Bir hastanede işlemlerini kendi başına tamamlamak…

Bunların her biri dışarıdan bakıldığında küçük ayrıntılar gibi görünür.

Oysa görme engelli birey için bunların her biri birer zaferdir.

Her biri özgürlüğe atılmış bir adımdır.

Her biri “Ben yapabilirim” cümlesinin sessiz ama güçlü bir kanıtıdır.

Ne yazık ki bazı aileler sevgileriyle çocuklarını korumaya çalışırken farkında olmadan onların özgüvenlerini sınırlayabiliyor.

Sürekli yönlendirilen, sürekli tutulup götürülen, hata yapmasına izin verilmeyen çocuklar büyüdüklerinde çoğu zaman kendi kararlarını almakta zorlanabiliyor.

Oysa özgüven, hata yaparak gelişir.

Cesaret, deneyimle büyür.

Bağımsızlık ise ancak yaşayarak öğrenilir.

Bugün dünyanın birçok yerinde görme engelli bireyler şirket yönetiyor, akademisyen oluyor, spor müsabakalarında ülkelerini temsil ediyor, kitaplar yazıyor, yazılım geliştiriyor ve milyonlarca insana ilham veriyor.

Onları başarıya ulaştıran şey yalnızca bilgi değildir.

Onları başarıya ulaştıran şey, bağımsız hareket etme cesaretidir.
Çünkü insan önce kendi yolunu bulmayı öğrenir.

Sonra hayattaki yerini bulur.

Bir görme engelli bireyin sahip olabileceği en büyük güç, beyaz bastonu değildir.

En büyük güç, kendi ayakları üzerinde durabileceğine inanmasıdır.

En büyük servet, özgüvenidir.

En büyük zenginlik, özgürlüğüdür.

Ve en büyük başarı, bir gün dönüp geriye baktığında “Ben başardım” diyebilmektir.

Hayat, başkalarının gölgesinde beklemek için değil; kendi yolunda yürümek için vardır.

Çünkü bağımsızlık bir tercih değil, insan onuruna yakışan bir yaşamın vazgeçilmez parçasıdır.

ENGELLİ HAK SAVUNUCUSU

REHBER KOORDİNATÖR

BAĞIMSIZ YAŞAM KOÇU

MİLLİ YÜZÜCÜ

YAZAR

BİLGİSAYAR YAZILIMCISI

ŞAİR

SAKARYALI YUSUF DURDURMUŞ

#BağımsızYaşam

#GörmeEngelliHakları

#Erişilebilirlik

#EngelsizYaşam

#BağımsızHareket

#FırsatEşitliği