
GÖRME ENGELLİNİN İMZA HAKKI: TANIK ZORUNLULUK DEĞİL, TERCİHTİR
Bir görme engelli bankaya, notere, tapu müdürlüğüne veya herhangi bir kuruma işlem yapmak için gittiğinde karşısına çıkan ilk engel bazen merdiven, kaldırım ya da erişilemeyen bir ekran değildir.
Bazen engel, bir cümledir:
“Görme engellisiniz, mutlaka tanık getirmeniz gerekiyor.”
Peki gerçekten böyle mi?
Görme engelli olmak, kişinin kendi imzasını geçersiz hâle getirir mi?
Her işlemde yanında tanık bulunması zorunlu mudur?
Hayır.
Mevzuatın ilgili hükümleri incelendiğinde, görme engelli bireyin kendi iradesiyle işlem yapabilmesine ve tanık konusunda tercih hakkına sahip olmasına ilişkin önemli düzenlemeler bulunduğu görülmektedir.
Ancak burada çok önemli bir ayrım vardır: Her işlem aynı değildir. İşlemin niteliğine göre özel bir kanun veya düzenleme farklı bir usul öngörebilir. Bu nedenle haklarımızı bilmek kadar, hangi işlemin hangi kurala tabi olduğunu bilmek de önemlidir.
TÜRK BORÇLAR KANUNU’NUN 15. MADDESİ
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 15. maddesinin üçüncü fıkrası görme engellilerin imzası konusunda açık bir düzenleme getiriyor:
“Görme engellilerin talepleri hâlinde imzalarında şahit aranır. Aksi takdirde görme engellilerin imzalarını el yazısı ile atmaları yeterlidir.”
Bu hükmün en dikkat çekici noktası “talepleri hâlinde” ifadesidir.
Yani genel kural bakımından tanık, görme engelli bireyin talebiyle devreye girer.
Görme engelli kişi tanık istemiyor ve kendi el yazısıyla imzasını atabiliyorsa, sırf görme engelli olduğu gerekçesiyle imzasının geçersiz olduğu söylenemez.
GÜNLÜK HAYATTAN BİR ÖRNEK
Bir görme engelli vatandaş bir sözleşme imzalamak için bir kuruma gidiyor.
Görevli, “Görme engellisiniz, yanınızda tanık olmadan imza atamazsınız.” diyor.
Vatandaş tanık istemediğini ve kendi imzasını kendisinin atacağını belirtiyor.
Burada vatandaşın sorabileceği en doğru soru şudur:
“Bu işlemde tanık zorunluluğunun hukuki dayanağı nedir?”
Çünkü bir kişiye “Tanık olmadan imzan geçersiz.” demek ile gerçekten kanunda tanık zorunluluğu bulunması aynı şey değildir.
Hukuk, varsayımlarla değil, kurallarla işler.
NOTERLİK KANUNU’NUN 73. MADDESİ
Noter işlemlerinde görme engelliler açısından en önemli düzenlemelerden biri 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 73. maddesidir.
Madde, noter ilgilinin işitme, konuşma veya görme engelli olduğunu anlarsa işlemlerin engellinin isteğine bağlı olarak iki tanık huzurunda yapılacağını düzenlemektedir.
Buradaki en önemli ifade şudur:
“Engellinin isteğine bağlı.”
Bu üç kelime, görme engelli vatandaş açısından son derece önemlidir.
NOTERE GİDEN GÖRME ENGELLİ VATANDAŞA NE OLMALI?
Bir görme engelli vatandaş notere gidiyor.
Noter görevlisi kişinin görme engelli olduğunu fark ediyor.
Doğru yaklaşım, kişiyi otomatik olarak tanık getirmeye zorlamak değil, mevzuata uygun şekilde işlemin nasıl yürütüleceğini belirlemektir.
Vatandaş tanık istiyorsa iki tanık huzurunda işlem yapılabilir.
Vatandaş tanık istemiyorsa, işlemin diğer yasal şartları saklı kalmak üzere, sırf görme engelli olması nedeniyle otomatik olarak iki tanık dayatılması doğru değildir.
NOTERDE OLUMSUZ UYGULAMA NASIL GÖRÜNÜR?
“Görme engellisiniz, tanık olmadan hiçbir işlem yapamayız.”
Bu cümle söylendiğinde görme engelli vatandaşın tartışmaya girmesine gerek yoktur.
Sakin bir şekilde:
“Tanık zorunluluğunun hangi kanun maddesine dayandığını öğrenebilir miyim?”
demesi yeterlidir.
Çünkü hak aramanın en güçlü yolu yüksek sesle konuşmak değil, doğru soruyu sormaktır.
TAPU SİCİLİ TÜZÜĞÜ’NÜN 24. MADDESİ
Tapu işlemleri de görme engelli vatandaşların özellikle dikkat etmesi gereken alanlardan biridir.
Tapu Sicili Tüzüğü’nün 24. maddesi, işitme, konuşma veya görme engelli kişilerin işlemlerinin isteğe bağlı olarak iki tanık huzurunda yapılabilmesine ilişkin düzenleme içermektedir.
Görme engelli kişi tanık istemediğinde ise bu durumun istem belgesinde veya resmî senette belirtilmesine ilişkin düzenleme bulunmaktadır.
TAPUDA GÜÇLÜ BİR ÖRNEK
Bir görme engelli vatandaş evini satın almak veya satmak için tapu müdürlüğüne gidiyor.
Görevli:
“Görme engellisiniz, iki tanık getirmeniz gerekiyor.”
diyor.
Vatandaş tanık istemiyor.
Bu durumda vatandaş:
“Tanık istemiyorum. Tanık istemediğime ilişkin irademin işlem belgesine veya resmî senede geçirilmesini istiyorum.”
diyebilir.
Burada mesele görevliyle tartışmak değildir.
Mesele, görme engelli vatandaşın kendi tercihinin ve iradesinin yok sayılmamasıdır.
Çünkü tanık uygulamasının amacı görme engellinin iradesini elinden almak değil, onun talebi hâlinde hukuki güvence sağlamaktır.
BANKAYA GİDEN GÖRME ENGELLİ VATANDAŞ NE YAŞAMALI?
Bankacılık işlemleri, görme engelli vatandaşların günlük yaşamında en fazla karşılaştığı alanlardan biridir.
Hesap açmak, kredi kullanmak, kredi kartı başvurusu yapmak, sözleşme imzalamak, para çekmek veya yatırmak gibi işlemler sırasında görme engelli bireyin erişilebilir hizmet alması gerekir.
Bankacılık Hizmetlerinin Erişilebilirliğine Dair Yönetmelik, görme engelli müşterilerin bankacılık hizmetlerine erişebilmesine ilişkin önemli hükümler içermektedir.
Yönetmeliğin 8. maddesinde görme engelli müşterilerin bankacılık hizmetlerine ilişkin sözleşmeler hakkında bilgi edinme ve inceleme haklarını kullandıktan sonra sözleşmeye imza atabilmeleri ve kişinin talebi olmaksızın engelli müşterilere yönelik farklı bir uygulamaya gidilmemesi düzenlenmektedir.
Bu düzenlemenin özü şudur:
Görme engelli müşterinin de neye imza attığını öğrenme hakkı vardır.
BANKADA DOĞRU UYGULAMA NASIL OLMALI?
Bir görme engelli vatandaş kredi kullanmak için bankaya gidiyor.
Önüne uzun bir sözleşme konuluyor.
“Buraya imza atın.” denilip işlem bitirilmemeli.
Müşteri, sözleşmenin içeriği hakkında bilgi edinmeli, gerekli açıklamaları erişilebilir şekilde almalı ve kendi iradesiyle karar vermelidir.
Sonrasında kendi imzasını atabilmelidir.
BANKADA YANLIŞ UYGULAMA NASIL OLUR?
Görme engelli müşteri bankaya gidiyor.
Görevli:
“Yanınızda gören bir yakınınız var mı?”
veya
“Bu işlemi sizin yerinize bir yakınınızla yapalım.”
diyorsa burada önemli bir ayrım ortaya çıkar.
Görme engelli kişinin yardıma ihtiyaç duyması başka bir şeydir, kendi iradesinin yerine başka bir kişinin geçirilmesi başka bir şeydir.
Görme engelli vatandaş yardım isterse yardım edilmelidir.
Ancak yardım istemediği hâlde sırf görme engelli olduğu için kendi kararını veremeyeceği varsayılmamalıdır.
ATM’LERDE DE BAĞIMSIZLIK HAKTIR
Bankacılık Hizmetlerinin Erişilebilirliğine Dair Yönetmelik’in 7. maddesi, görme engelli müşterilerin kullanabileceği ATM’lerde sesli menü bulunmasına ilişkin düzenlemeler içeriyor.
Bakiye sorgulama, para çekme, para yatırma, kredi kartı borcu sorgulama ve kredi kartı borcu ödeme gibi temel işlemlerin erişilebilir şekilde yapılabilmesi, görme engelli bireyin başkasına bağımlı olmadan bankacılık işlemi yapabilmesi açısından büyük önem taşıyor.
Bir görme engelli vatandaş ATM’nin başına geldiğinde:
“Yanımda biri olmadan işlem yapamam.”
demek zorunda kalmamalıdır.
Asıl hedef:
“Yanımda kimse olmadan kendi hesabımdaki işlemi kendim yapabiliyorum.”
diyebilmektir.
İŞLEM YAPMAK İLE İMZA ATMAK AYNI ŞEY DEĞİLDİR
Burada çok önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor.
Görme engelli olmak ile imza atamamak aynı şey değildir.
Bir görme engelli kişi kendi el yazısıyla imzasını atabiliyorsa, görme engelli olması tek başına onun imzasını değersiz veya geçersiz hâle getirmez.
Ancak belirli bir işlem için özel bir kanun veya düzenleme farklı bir usul öngörüyorsa, o özel düzenleme ayrıca dikkate alınmalıdır.
Bu nedenle “Her yerde tanık zorunludur.” demek de doğru değildir.
“Hiçbir işlemde tanık aranamaz.” demek de doğru değildir.
Doğru olan şudur:
İşlemin hangi mevzuata tabi olduğunu öğrenmek.
TANIK İSTEMEYEN GÖRME ENGELLİ NE DEMELİ?
Bir kurumda görme engelli vatandaştan tanık istendiğinde kullanılabilecek en sade ve güçlü ifade şudur:
“Tanık istemiyorum. Kendi imzamı kendim atacağım. Tanık zorunluluğu bulunduğunu düşünüyorsanız, lütfen bunun hukuki dayanağını belirtiniz.”
Bu cümle bir meydan okuma değildir.
Bu cümle, hakkını bilen bir vatandaşın medeni ve hukuki talebidir.
TANIK İSTEYEN GÖRME ENGELLİ NE YAPABİLİR?
Tam tersine, görme engelli vatandaş kendisini daha güvende hissetmek için tanıkla işlem yapmak istiyorsa, ilgili mevzuatın tanık uygulamasına izin verdiği işlemlerde bu tercihinden yararlanabilir.
Yani tanık hakkı, görme engellinin elinden alınacak bir hak değil; gerektiğinde kullanabileceği bir güvence mekanizmasıdır.
ASIL MESELE TANIK DEĞİL, İRADE
Konunun merkezinde aslında tanık bulunmuyor.
Konunun merkezinde görme engelli bireyin iradesi bulunuyor.
Tanık isteyen görme engellinin tercihi de saygı görmelidir.
Tanık istemeyen görme engellinin tercihi de saygı görmelidir.
Bir görme engelli vatandaşın yanında tanık bulunması onun yetersiz olduğunu göstermez.
Bir görme engelli vatandaşın tanık istememesi de onun hukuki güvenceye ihtiyaç duymadığı anlamına gelmez.
Önemli olan seçimin kime ait olduğudur.
Ve cevap açıktır:
Kendi hayatıyla ilgili karar veren kişi, mümkün olan her durumda kendi iradesini ortaya koyabilmelidir.
GÖRME ENGELLİ OLMAK, İRADESİZ OLMAK DEĞİLDİR
Görme engelli vatandaş bankaya gittiğinde müşteridir.
Notere gittiğinde işlem yapan kişidir.
Tapu müdürlüğüne gittiğinde hak sahibidir.
Sözleşme imzaladığında taraflardan biridir.
Kendi hayatıyla ilgili karar verdiğinde ise bağımsız bir bireydir.
Görme engelli olmak, kişinin aklını, iradesini, karar verme yeteneğini veya hukuki kişiliğini ortadan kaldırmaz.
Erişilebilirlik de bunun için vardır.
Erişilebilirlik, görme engelli bireyin yerine karar vermek değildir.
Erişilebilirlik, görme engelli bireyin kendi kararını verebilmesi için gerekli koşulları oluşturmaktır.
BİR CÜMLEYLE HAKKIMIZ
Görme engelli birey tanık istiyorsa tanıkla işlem yapabilmeli; tanık istemiyorsa, özel mevzuatta ayrıca zorunluluk bulunmadığı sürece sırf görme engelli olduğu gerekçesiyle tanık dayatmasıyla karşılaşmamalıdır.
Çünkü hukuk, görme engelliyi başkasına bağımlı hâle getirmek için değil, onun haklarını korumak için vardır.
SON SÖZ
Bir görme engelliye:
“Sen görmüyorsun, o hâlde senin yerine başkası karar versin.”
demek kolaydır.
Asıl mesele:
“Sen görmüyorsun ama kendi kararını verebilen, kendi imzasını atabilen ve kendi hayatını yönetebilen bağımsız bir bireysin. Biz de işlemi senin için erişilebilir hâle getireceğiz.”
diyebilmektir.
İşte gerçek erişilebilirlik budur.
İşte gerçek eşitlik budur.
İşte gerçek bağımsız yaşam budur.
Görme engellilerin ihtiyacı ayrıcalık değil, haklarının doğru uygulanmasıdır.
Tanık bir zorunluluk aracı değil, kanunun izin verdiği yerde kişinin tercihine bağlı bir güvence olmalıdır.
Ve hiçbir görme engelli, hakkını kullanırken “Görmediğin için yapamazsın.” cümlesiyle karşı karşıya bırakılmamalıdır.
Çünkü görme engellinin görememesi, onun iradesinin görülmez olduğu anlamına gelmez.
ENGELLİ HAK SAVUNUCUSU
REHBER KOORDİNATÖR BAĞIMSIZ YAŞAM KOÇU
MİLLİ YÜZÜCÜ
YAZAR
BİLGİSAYAR YAZILIMCISI
ŞAİR
SAKARYALI YUSUF DURDURMUŞ
#GörmeEngelliHakları
#EngelliHakları
#Erişilebilirlik
#BağımsızYaşam
#HukukiHaklar