GÖRMEM İÇİN SEN VARSIN

GÖRMEM İÇİN SEN VARSIN

GÖRMEM İÇİN SEN VARSIN

Karanlığa Ses Olmak Bir İnsanlık Meselesidir

Hayat bazen bir bakışla, bazen bir tebessümle, bazen de yalnızca bir sesle anlam kazanır. Çoğu insan için sıradan görünen bu detaylar, görme engelli bireylerin hayatında çok daha büyük anlamlar taşır. Çünkü bizler dünyayı gözlerle değil; seslerle, dokunuşlarla, duygularla ve insanların bize yaklaşım biçimleriyle tanırız.

Bugün kalabalık bir caddede yürürken yanınızdan geçen onlarca insanı düşünün. Bir kafede otururken masanıza yaklaşan dostunuzu düşünün. Bir otobüste, metroda ya da vapurda yanınıza oturan tanıdık birini düşünün. Siz onu görürsünüz, tanırsınız ve belki de gülümsersiniz. Peki ya görme engelli bir birey?

Siz konuşmadığınız sürece o kişinin orada olduğunu nasıl bilebilir?

İşte tam da bu noktada insanlığın en güzel tarafı ortaya çıkar: Ses vermek.

Bir gün bir kahvehanede oturan görme engelli bir bireyin yanına yıllardır tanıdığı bir dostu gelir. Dostu onu görür, yüzüne bakar, gülümser ama ses vermez. Görme engelli birey ise onun geldiğini fark etmeden oturmaya devam eder. Birkaç dakika sonra dostu kırgın bir şekilde, “Beni tanımadın.” der. Oysa mesele tanımamak değildir; mesele görememektir.

Hayatın içinde buna benzer yüzlerce örnek yaşanır.

Otobüs durağında bekleyen görme engelli bir bireyin yanına bir komşusu gelir. Sessizce bekler. Bir süre sonra otobüs gelir ve komşu araca biner. Görme engelli birey ise o kişinin yanında olduğunu bile öğrenemeden yoluna devam eder.

Bir dost meclisinde herkes birbirine bakarak konuşurken, görme engelli birey konuşmaların yönünü anlamaya çalışır. Çünkü insanlar çoğu zaman kime hitap ettiklerini söylemezler. Oysa yalnızca isim kullanmak bile iletişimi bambaşka bir noktaya taşıyabilir.

Günümüzün en büyük eksikliklerinden biri teknolojinin değil, iletişimin eksikliğidir. İnsanlar artık birbirini görüyor ama fark etmiyor. Duyuyor ama dinlemiyor. Bakıyor ama anlamıyor.

Oysa bir görme engelli için bazen küçücük bir davranış, koca bir dünyanın kapısını aralayabilir.

Örneğin tokalaşmak…

Çoğu insan sevgisini göstermek için elini uzatır. Ancak görme engelli birey uzatılan eli göremez. İşte tam da bu yüzden küçük bir parmak şıklatması, hafif bir sesleniş veya nazik bir dokunuş çok büyük anlam taşır.

Parmağınızın çıkardığı o küçük ses, bizim dünyamızda bir yön bulma işaretidir.

O ses bize der ki:

“Ben buradayım.”

“Seninle iletişim kurmak istiyorum.”

“Sana değer veriyorum.”

Belki birkaç saniye süren bu davranış, bir insanın kendini toplumun içinde daha güçlü ve daha değerli hissetmesini sağlayabilir.

Aslında engeller çoğu zaman bedenlerde değil, insanların bakış açılarında saklıdır. Kaldırımlardaki yüksekliklerden önce kalplerdeki yükseklikleri aşmak gerekir. Trafikteki karmaşadan önce zihinlerdeki ön yargıları çözmek gerekir.

Çünkü bir insanın hayatını zorlaştıran şey yalnızca görmemek değildir. Asıl zor olan; görmezden gelinmektir.

Asıl yorucu olan; insanların sizi fark etmemesidir.

Asıl kırıcı olan; toplumun içinde var olduğunuz hâlde yokmuşsunuz gibi davranılmasıdır.

Bir görme engelli için en büyük ihtiyaç acınmak değildir.

En büyük ihtiyaç merhamet gösterileri değildir.

En büyük ihtiyaç sürekli yardım etmek de değildir.

En büyük ihtiyaç; eşit görülmek, fark edilmek, anlaşılmak ve insan yerine konulmaktır.

Empati tam da burada başlar.

Kendinize şu soruyu sorun:

Bir gün gözlerinizi açtığınızda hiçbir şeyi göremediğinizi fark etseydiniz, insanların size nasıl davranmasını isterdiniz?

Sessizce yanınızdan geçmelerini mi?

Yoksa seslenip varlıklarını hissettirmelerini mi?

İşte cevabınız, görme engelli bireylere nasıl yaklaşmanız gerektiğini de anlatacaktır.

Unutulmamalıdır ki her sağlıklı birey, hayatın herhangi bir anında engelli kalabilecek bir adaydır. Bir trafik kazası, bir hastalık ya da beklenmedik bir olay; hayatın yönünü saniyeler içinde değiştirebilir.

Bu nedenle bugün göstereceğimiz anlayış, yarın bizim de ihtiyaç duyabileceğimiz bir insanlık köprüsüne dönüşebilir.

Çünkü hayatı güzelleştiren şey görmek değildir.

Hayatı güzelleştiren şey fark etmektir.

Çünkü insanı değerli kılan şey bakmak değildir.

İnsanı değerli kılan şey anlayabilmektir.

Ve unutmayalım ki bazen bir insanın karanlığına ışık olmak için büyük fedakârlıklar gerekmez.

Bazen içten bir selam yeter.

Bazen samimi bir dokunuş yeter.

Bazen bir isim söylemek yeter.

Bazen de yalnızca “Merhaba, ben buradayım.” demek yeter.

Çünkü görmem için sen varsın.

ENGELLİ HAK SAVUNUCUSU • REHBER KOORDİNATÖR • BAĞIMSIZ YAŞAM KOÇU • MİLLİ YÜZÜCÜ • YAZAR • BİLGİSAYAR YAZILIMCISI • ŞAİR

SAKARYALI YUSUF DURDURMUŞ

#AccessibilityForAll
#DisabilityAwareness
#InclusionMatters
#EmpathyChangesLives
#EqualOpportunities
#HumanityFirst
#BarrierFreeLife
#SeeWithYourHeart